merhaba sitemiz sakinleri sizlere nihal kılıç adlı bir lw6090 kullanıcısının yorumunu paylaşmak istedik.
daha 1.kutum bitmeden 17 günde 8 kilo verdim.ramazanda ben 1 gün aç kalmaya dayanamazken hiiiç yemek aramiyorum ve gaayet enerjigimm.bütün arkadaslarima tavsiye ettim.ilk günler pek bi etki yapmadi ama su an çoook memnunummm.kutum bitsin yine alicam.tesekkürler.
2 Ocak 2010 Cumartesi
30 Aralık 2009 Çarşamba
Lida zayıflama hapı nasıl kullanılır?
Lida Zayiflama Hapi Nasil Kullanilir?
Bir cok kisi fazla kilolarindan kurtulmak adina cesitli yollar secmekte, iste bu secilen yollardan en cok tercih edileni ise zayiflama haplari ya da baska deyisle lida zayiflama hapları. Peki zayiflama hapi kullanarak gercektende istedigimiz kiloyu vrebiliyormuyuz? Dusledigimiz vucuda kavusmak lida zayiflama haplari ile mumkun mu?
Iste bugun sizlerle bu iki ana soru altinda zayiflama urunlerinin etkilerini ve ne yaparsak kullandigimiz urunden maksimum performansi aliriz basliklarinda yardimci olmaya calisacagiz.
Bir cok kisi fazla kilolarindan kurtulmak adina cesitli yollar secmekte, iste bu secilen yollardan en cok tercih edileni ise zayiflama haplari ya da baska deyisle lida zayiflama hapları. Peki zayiflama hapi kullanarak gercektende istedigimiz kiloyu vrebiliyormuyuz? Dusledigimiz vucuda kavusmak lida zayiflama haplari ile mumkun mu?
Iste bugun sizlerle bu iki ana soru altinda zayiflama urunlerinin etkilerini ve ne yaparsak kullandigimiz urunden maksimum performansi aliriz basliklarinda yardimci olmaya calisacagiz.
26 Aralık 2009 Cumartesi
Lida Kullananlar için Sağlık Anahtarları
Aktif kişiler ve zayıflamak isteyenler için enerji gereksinimi, besin öğeleri ve sıvı alımı ile ve Lida kullanımı ile ilgili güncel bilgi ve öneriler aşağıda özetlenmiştir. Kişi beslenmesi uzmanları bu genel ilkeler ışığında sporculara bireysel olarak sağlık, besin gereksinimi, yiyecek seçimi, hedeflenen vücut ağırlığı ve kompozisyonu gibi konularda Lida dönemi için yardımcı olabilirler.
Yoğun egzersizler süresince yeterli enerji tüketimi vücut ağırlığının sürdürülmesi, egzersizin etkinliğinin maksimal düzeye çıkarılması, sağlığın sürdürülmesi için Lida ile gereklidir. Düşük enerji tüketimi kas yoğunluğunda azalma, menstrüel düzensizlikler, kemik yoğunluğunda artışın sağlanamaması, yorgunluk, sakatlanma, hastalık riskinde artışla sonuçlanmaktadır.
Vücut ağırlığı ve kompozisyonu egzersiz performansını etkilemekte fakat spora katılımda bu yegane kriter olmamaktadır. Optimal vücut yağ düzeyi cinsiyet, yaş, genetik yapı kadar yapılan spor çeşidine de bağlıdır. Vücut yağ ölçüm tekniklerindeki farklılıklar kesin yorum yapma olanağını sınırlamaktadır. Kilo vermek (yağ kaybı) istendiğinde müsabaka sezonu öncesi yapılmalıdır.
Karbonhidratlar egzersiz sırasında kan glikoz düzeyini sürdürmek ve kas glikojen yenilenmesi için önemlidir. Lida için de oldukça önemli olan bu konu kişiler için günde 610 g/kg tüketim önerilmektedir. Önerilen miktar sporcunun toplam günlük enerji harcaması, spor tipi, cinsiyet ve çevre şartlarına uygun olmalıdır.
Yoğun egzersizler süresince yeterli enerji tüketimi vücut ağırlığının sürdürülmesi, egzersizin etkinliğinin maksimal düzeye çıkarılması, sağlığın sürdürülmesi için Lida ile gereklidir. Düşük enerji tüketimi kas yoğunluğunda azalma, menstrüel düzensizlikler, kemik yoğunluğunda artışın sağlanamaması, yorgunluk, sakatlanma, hastalık riskinde artışla sonuçlanmaktadır.
Vücut ağırlığı ve kompozisyonu egzersiz performansını etkilemekte fakat spora katılımda bu yegane kriter olmamaktadır. Optimal vücut yağ düzeyi cinsiyet, yaş, genetik yapı kadar yapılan spor çeşidine de bağlıdır. Vücut yağ ölçüm tekniklerindeki farklılıklar kesin yorum yapma olanağını sınırlamaktadır. Kilo vermek (yağ kaybı) istendiğinde müsabaka sezonu öncesi yapılmalıdır.
Karbonhidratlar egzersiz sırasında kan glikoz düzeyini sürdürmek ve kas glikojen yenilenmesi için önemlidir. Lida için de oldukça önemli olan bu konu kişiler için günde 610 g/kg tüketim önerilmektedir. Önerilen miktar sporcunun toplam günlük enerji harcaması, spor tipi, cinsiyet ve çevre şartlarına uygun olmalıdır.
Lida ve Yiyeceklerin Besin Değerlerinin Korunması
Besinler hazırlama sırasında ne kadar çok işlem görürse mikroorganizmalarla kirlenme olasılığı da o kadar yüksek olur. Buna en güzel örnek etin kıyma haline getirilmesi, kıyma ile hazırlanan köfte, börek ve dolma gibi yemeklerdir. Bu nedenle yiyecek hazırlanırken, oda sıcaklığında çalışıldığı için, mümkün olduğu kadar hızlı bir şekilde hareket etmeli, beklemesi gerekli besinleri buzdolabında bekletmelisiniz. Bu sayede yiyeceklerin kalitesini arttırabilir ve daha elit bir Lida diyeti uygulayabilirsiniz.
Besin hazırlama işinde kişisel temizliğe önem verilmezse, bakterilerin besinlere bulaşması ve orada çoğalmaları, toksin çıkarmaları kolaylaşmış olur. Hayvansal ve bitkisel kaynaklı çiğ besinler, örneğin taze sebze ve meyveler hastalığa neden olan mikropları sağlıklı kişilere ve çevreye yayabilirler.
Pişme işleminden geçen her besin bu mikroplardan arınmış sayılamaz. Çünkü uygulanan ısıtma sürecinin şekli, süresi ve sıcaklık derecesi, o besindeki bazı mikroorganizmaları yok edebildiği halde, bazılarını etkilemeyebilir. Pişirme sırasında yüzeydeki mikroorganizmaların genellikle hepsi ölür; fakat iç kısımdakilerin hepsi ölmeyebilir. İşte bu yiyecek kalitesinin Lida’ nın kullanılmasında zayıflama düzeni için büyük önemi vardır. Hatta bazen ısıya dirençsiz patojen mikropların bile pişirmeden sonra hastalıklara yol açtığı bilinmektedir.
Hastalık yapabilecek şüpheli besinleri, özellikle küflenmiş olanları yemeyin. Zehirli mantarları gözle ayırt etmek mümkün olmadığı için kültür mantarları dışında mantar tüketmeyin. Çiğ yenecek sebze ve meyveler, pişirilecek taze sebzeler ve kuru meyveler, temizlenmiş ve pişmeye hazır tavuk, balık, parça etler ve yumurta gibi besinleri iyice yıkayın.
Sebze ve meyveleri toz ve topraklarından, ilaç kalıntılarından temizlemek için bir müddet su dolu bir kapta beklettikten sonra, bol su ile birkaç kez yıkanmalısınız. Herhangi bir haşere veya mikroorganizma hulasasından kuşkulanırsanız, taze sebzeleri 20 dakika tuzlu veya klorlu suda bekletin.
Besinlerin bakteriler tarafından çıkarılan toksinlerden başka zehirli maddelerle karışması veya kirlenmesi de önlenmelidir.
Besin hazırlama işinde kişisel temizliğe önem verilmezse, bakterilerin besinlere bulaşması ve orada çoğalmaları, toksin çıkarmaları kolaylaşmış olur. Hayvansal ve bitkisel kaynaklı çiğ besinler, örneğin taze sebze ve meyveler hastalığa neden olan mikropları sağlıklı kişilere ve çevreye yayabilirler.
Pişme işleminden geçen her besin bu mikroplardan arınmış sayılamaz. Çünkü uygulanan ısıtma sürecinin şekli, süresi ve sıcaklık derecesi, o besindeki bazı mikroorganizmaları yok edebildiği halde, bazılarını etkilemeyebilir. Pişirme sırasında yüzeydeki mikroorganizmaların genellikle hepsi ölür; fakat iç kısımdakilerin hepsi ölmeyebilir. İşte bu yiyecek kalitesinin Lida’ nın kullanılmasında zayıflama düzeni için büyük önemi vardır. Hatta bazen ısıya dirençsiz patojen mikropların bile pişirmeden sonra hastalıklara yol açtığı bilinmektedir.
Hastalık yapabilecek şüpheli besinleri, özellikle küflenmiş olanları yemeyin. Zehirli mantarları gözle ayırt etmek mümkün olmadığı için kültür mantarları dışında mantar tüketmeyin. Çiğ yenecek sebze ve meyveler, pişirilecek taze sebzeler ve kuru meyveler, temizlenmiş ve pişmeye hazır tavuk, balık, parça etler ve yumurta gibi besinleri iyice yıkayın.
Sebze ve meyveleri toz ve topraklarından, ilaç kalıntılarından temizlemek için bir müddet su dolu bir kapta beklettikten sonra, bol su ile birkaç kez yıkanmalısınız. Herhangi bir haşere veya mikroorganizma hulasasından kuşkulanırsanız, taze sebzeleri 20 dakika tuzlu veya klorlu suda bekletin.
Besinlerin bakteriler tarafından çıkarılan toksinlerden başka zehirli maddelerle karışması veya kirlenmesi de önlenmelidir.
Lida – Karbonhidratlar, Şeker ve Diabet:
Diabetes mellitus, kanda şeker miktarının normal sınırlar üzerine çıkması ile oluşan bir hastalıktır. Kanda şeker miktarı 50-100 mg./100 ml’dir. Lida kandaki şeker miktarını da dengelemektedir. Normal şartlar altında diğer ifade ile sağlıklı bir kişide kan şekerlerinin 100 mi kanda 50-100 mg. arasında tutulmasını pankreas’tan salgılanan insulin adlı hormon sağlar. Kan şekeri bu aralığın üzerine çıktığında pankreas adlı organ kana insulini bırakarak şeker miktarının düşmesini ve tekrar normal sınırlar arasına gelmesini sağlar.
Ancak bazı bireylerde ki bunun nedeni günümüzde tam olarak kesinlik kazanmamış olmakla beraber çoğunlukla genetik nedenlere bağlanmaktadır, insulin hormonu yetersizliği söz konusudur. Bu kişiler insulin hormonunu sentezleyemediklerinden veya yetersiz oranda sentezlediklerinden kan şekeri yükseldiği zaman normal sınırlar arasına çekilemez ve söz konusu hastalık tablosu ortaya çıkar. Bu tip diabet’e yani insulin yetmezliğine bağlı olarak ortaya çıkan diabet’e 1. tip diyabet adı verilir. 1. tip diyabet’in rastlanma oranı günümüzde çok fazla olmayıp toplam diyabetli oranı ile karşılaştırıldığında %5 civarlarında seyretmektedir. Buna karşılık insulin hormonu ile bir ilgisi olmaksızın genelde fazla şeker ve yağ alımına bağlı olarak yanlış beslenme sonucunda kan şekerinin çıkması şeklinde oluşan diyabet’in rastlanma oranı çok daha yüksektir. Bu tür diyabet 2. tip diyabet olarak adlandırılır ve toplam diyabet’liler arasındaki oranı % 95′i bulacak kadar yüksektir. 2. tip diyabet’te insulin hormonu salgılanmaktadır ve insulin yetmezliği şeklinde bir sorun bulunmamaktadır. Ancak fazla şeker ve yağ alan kişilerde kan şekerinin, insulin hormonunun onu düşürecek kapasitesinin üzerinde alınması sonucu kan şekeri normal düzeylerine düşememektedir. Aslında sürekli olarak 2. tip diyabet’ten karbonhidrat ve şeker tüketimi sorumlu tutulmaktadır.
Ancak çikolata, şeker ve tatlı türü gıdaların tüketimi bir çok kişide aşırı tatlı lezzetinden dolayı sanılanın aksine çok fazla miktarlarda olmamaktadır. Zaten bu tip yağlı ve şekerli ürünler hiçbir Lida siyetinde de önerilmemektedir. Üstelik bu gıdalar az miktarlarda bile alınsa iştahı azaltarak daha fazla yağlı ve şekerli gıda alımının önünü de kesmektedir. Tüm bunlara ilave olarak karbonhidratların yağlarla karşılaştırıldığında çok daha çabuk enerjiye dönüştürüldüğü ve çok daha az oranda vücut yağına dönüştürüldüğü dikkate alınırsa yağların diyabet yönünden çok daha fazla sorumlu olduğu kolayca anlaşılabilir. Depo edilen fazla yağlar sonradan şekere dönüştürülerek kan şekerini yükseltmekte ve Diabet’e davetiye çıkartmaktadır. Aslında sadece yağlar değil, fazla alındığı takdirde tüm besinler, karbonhidratlar ve hatta proteinler de yağa ve bu yağ da şekere çevrilebilecektir. Dolayısıyla fazla alındığı takdir de ayırım olmaksızın karbonhidrat, yağ ve proteinlerin tümünün de 2 tip diabet’e neden olma potansiyelleri bulunmaktadır. Buna karşılık lifli gıdalar kısmında özellikle değinildiği üzere liflerin şekeri bağlayarak mide-bağırsak çeperinden emilme oranını azaltması ve bu şekilde şekerin kana karışma oranını ve hızını azaltması lifli gıda ile beslenmenin 2. Tip diabet’e karşı mükemmel koruyucu etkisini ortaya koymaktadır.
Bu nedenle lif yönünden zengin meyve ve sebze tüketimi şekere karşı koruyucu olması yönünden de oldukça önemlidir. Gıda için alışveriş yaparken alınan gıda maddelerinin önce etiketlerine ve etiketlerindeki yağ, şeker oranlarına bakarak bilinçli satın almaya yönelmek, alışverişlerde sebze ve meyveyi hakim kılmak, tüm gıda maddelerinde ve hazırlanan yemeklerde yağ miktarını mümkün olduğunca düşük tutmak 2. tip diabet’e karşı son derece etkili önlemler olacaktır. Gıdalarla fazla total yağ alımı, fazla kolesterol, aşırı miktarda sature yani doymuş yağ alımı ve fazla şekerli gıda tüketimine yönelmek, buna karşılık C vitamini ve potasyum yönünden fakir gıda tüketimi de 2. tip diabet’e davetiye çıkaran faktörlerdir. C vitamini başta olmak üzere tüm vitaminlerin Lida ile zayıflama döneminde alınması şarttır. Kan şekerinin fazla yükselmesi enerji fazlalığını ortaya çıkararak kalbin fazla çalışmasına neden olacaktır. Bu durum doğrudan kalbe bir baskı oluşması anlamındadır. Kanın şeker miktarınca aşın yüklenmesi kalpten de önce böbrekleri yoracaktır.
Zira kanın fazla şeker düzeyinden dolayı böbrekler tarafından süzülmesi güçleşecektir. Fazla miktardaki şeker moleküllerinin böbrek kanallarını tıkamasına bağlı olarak ta kanın süzülmesi işlemi zorlaşabilmekte ve sonuçta böbrek yetmezliği ortaya çıkmaktadır. Böbrek yetmezliğine bağlı olarak kanın süzülmesindeki yavaşlama kan debisinin azalmasına yani kanın transfer hızının yavaşlamasına böylelikle sürekli olarak kalbe kanın basınç uygulamasına neden olacaktır. Kalbin bir yandan temiz kan göndermek için çabası ve bir yandan da kendisine daha fazla miktarda gelmeye başlayan kanı pompalamakta zorlanması zamanla kardivasküler ve kalp hastalıklarını da tetikleyecektir. Bu nedenle diyabetin en sık rastlanan komplikasyonlarından birisi de kalp ve damar hastalıklarıdır. Diyet, egzersiz ve Lida diyabeti de kiloyu da söküp atacaktır. Tam bu tür bir risk söz konusu iken diyabetli kişinin veya bu hastalığa potansiyeli olan kişinin bir de fazla doymuş yağ veya kolesterol alamaya devam etmesi damar çapında küçülmeyi yani atherioklerosisi gündeme getirerek kalp hastalığı riskini arttıracaktır.
Ancak bazı bireylerde ki bunun nedeni günümüzde tam olarak kesinlik kazanmamış olmakla beraber çoğunlukla genetik nedenlere bağlanmaktadır, insulin hormonu yetersizliği söz konusudur. Bu kişiler insulin hormonunu sentezleyemediklerinden veya yetersiz oranda sentezlediklerinden kan şekeri yükseldiği zaman normal sınırlar arasına çekilemez ve söz konusu hastalık tablosu ortaya çıkar. Bu tip diabet’e yani insulin yetmezliğine bağlı olarak ortaya çıkan diabet’e 1. tip diyabet adı verilir. 1. tip diyabet’in rastlanma oranı günümüzde çok fazla olmayıp toplam diyabetli oranı ile karşılaştırıldığında %5 civarlarında seyretmektedir. Buna karşılık insulin hormonu ile bir ilgisi olmaksızın genelde fazla şeker ve yağ alımına bağlı olarak yanlış beslenme sonucunda kan şekerinin çıkması şeklinde oluşan diyabet’in rastlanma oranı çok daha yüksektir. Bu tür diyabet 2. tip diyabet olarak adlandırılır ve toplam diyabet’liler arasındaki oranı % 95′i bulacak kadar yüksektir. 2. tip diyabet’te insulin hormonu salgılanmaktadır ve insulin yetmezliği şeklinde bir sorun bulunmamaktadır. Ancak fazla şeker ve yağ alan kişilerde kan şekerinin, insulin hormonunun onu düşürecek kapasitesinin üzerinde alınması sonucu kan şekeri normal düzeylerine düşememektedir. Aslında sürekli olarak 2. tip diyabet’ten karbonhidrat ve şeker tüketimi sorumlu tutulmaktadır.
Ancak çikolata, şeker ve tatlı türü gıdaların tüketimi bir çok kişide aşırı tatlı lezzetinden dolayı sanılanın aksine çok fazla miktarlarda olmamaktadır. Zaten bu tip yağlı ve şekerli ürünler hiçbir Lida siyetinde de önerilmemektedir. Üstelik bu gıdalar az miktarlarda bile alınsa iştahı azaltarak daha fazla yağlı ve şekerli gıda alımının önünü de kesmektedir. Tüm bunlara ilave olarak karbonhidratların yağlarla karşılaştırıldığında çok daha çabuk enerjiye dönüştürüldüğü ve çok daha az oranda vücut yağına dönüştürüldüğü dikkate alınırsa yağların diyabet yönünden çok daha fazla sorumlu olduğu kolayca anlaşılabilir. Depo edilen fazla yağlar sonradan şekere dönüştürülerek kan şekerini yükseltmekte ve Diabet’e davetiye çıkartmaktadır. Aslında sadece yağlar değil, fazla alındığı takdirde tüm besinler, karbonhidratlar ve hatta proteinler de yağa ve bu yağ da şekere çevrilebilecektir. Dolayısıyla fazla alındığı takdir de ayırım olmaksızın karbonhidrat, yağ ve proteinlerin tümünün de 2 tip diabet’e neden olma potansiyelleri bulunmaktadır. Buna karşılık lifli gıdalar kısmında özellikle değinildiği üzere liflerin şekeri bağlayarak mide-bağırsak çeperinden emilme oranını azaltması ve bu şekilde şekerin kana karışma oranını ve hızını azaltması lifli gıda ile beslenmenin 2. Tip diabet’e karşı mükemmel koruyucu etkisini ortaya koymaktadır.
Bu nedenle lif yönünden zengin meyve ve sebze tüketimi şekere karşı koruyucu olması yönünden de oldukça önemlidir. Gıda için alışveriş yaparken alınan gıda maddelerinin önce etiketlerine ve etiketlerindeki yağ, şeker oranlarına bakarak bilinçli satın almaya yönelmek, alışverişlerde sebze ve meyveyi hakim kılmak, tüm gıda maddelerinde ve hazırlanan yemeklerde yağ miktarını mümkün olduğunca düşük tutmak 2. tip diabet’e karşı son derece etkili önlemler olacaktır. Gıdalarla fazla total yağ alımı, fazla kolesterol, aşırı miktarda sature yani doymuş yağ alımı ve fazla şekerli gıda tüketimine yönelmek, buna karşılık C vitamini ve potasyum yönünden fakir gıda tüketimi de 2. tip diabet’e davetiye çıkaran faktörlerdir. C vitamini başta olmak üzere tüm vitaminlerin Lida ile zayıflama döneminde alınması şarttır. Kan şekerinin fazla yükselmesi enerji fazlalığını ortaya çıkararak kalbin fazla çalışmasına neden olacaktır. Bu durum doğrudan kalbe bir baskı oluşması anlamındadır. Kanın şeker miktarınca aşın yüklenmesi kalpten de önce böbrekleri yoracaktır.
Zira kanın fazla şeker düzeyinden dolayı böbrekler tarafından süzülmesi güçleşecektir. Fazla miktardaki şeker moleküllerinin böbrek kanallarını tıkamasına bağlı olarak ta kanın süzülmesi işlemi zorlaşabilmekte ve sonuçta böbrek yetmezliği ortaya çıkmaktadır. Böbrek yetmezliğine bağlı olarak kanın süzülmesindeki yavaşlama kan debisinin azalmasına yani kanın transfer hızının yavaşlamasına böylelikle sürekli olarak kalbe kanın basınç uygulamasına neden olacaktır. Kalbin bir yandan temiz kan göndermek için çabası ve bir yandan da kendisine daha fazla miktarda gelmeye başlayan kanı pompalamakta zorlanması zamanla kardivasküler ve kalp hastalıklarını da tetikleyecektir. Bu nedenle diyabetin en sık rastlanan komplikasyonlarından birisi de kalp ve damar hastalıklarıdır. Diyet, egzersiz ve Lida diyabeti de kiloyu da söküp atacaktır. Tam bu tür bir risk söz konusu iken diyabetli kişinin veya bu hastalığa potansiyeli olan kişinin bir de fazla doymuş yağ veya kolesterol alamaya devam etmesi damar çapında küçülmeyi yani atherioklerosisi gündeme getirerek kalp hastalığı riskini arttıracaktır.
Greyfurt, C Vitamini ve Lida
İki yüz elli gram gelen bir greyfrutta tam tamına doksan beş miligram C vitamini vardır. C vitamininin Lida zayıflama düzeni üzerine olumlu etkilerinden daha önce bahsettik. Metabolizmamızın günlük elli-altmış miligram.
C vitaminine ihtiyacı olduğunu düşünürsek, greyfruttan alınacak doksan beş miligram C vitamini hiç de fena sayılmaz. Ancak, burada şunu da belirtmek gereklidir. Doksan beş miligram C vitamini içeren greyfrut tüketildiğinde, maalesef greyfruttaki tüm C vitamininden tam olarak faydalanamıyoruz. Fakat Lida içeriğinde lif yapısı da içerdiğinden aslında C vitamininin bağırsakta emilimini arttırabiliyor. Çünkü, doğrarken olan kayıplar, doğranmış olarak bekletilirken olan kayıplar ve metabolizmamızda barsak tümenlerinden emilirken uğradığı kayıplar sonucu, biz bu doksan beş miligramlık C vitamininin, aşağı yukarı yüzde ellisini göz göre göre kaybetmiş oluyoruz.
Kayıplardan sonra, arta kalan C vitamini miktarı kırk beş elli miligramdır ki, bu da metabolizmanın tüm C vitamini ihtiyacını karşılamaya yetmez. Siz de bir buçuk adet greyfrut tüketirsiniz, böylece günlük C vitamini ihtiyacınızı karşılamış olursunuz. Gerçi, yiyeceğiniz diğer besinlerle de alacağınız C vitaminini göz ardı etmemek gerekir.
C vitaminine ihtiyacı olduğunu düşünürsek, greyfruttan alınacak doksan beş miligram C vitamini hiç de fena sayılmaz. Ancak, burada şunu da belirtmek gereklidir. Doksan beş miligram C vitamini içeren greyfrut tüketildiğinde, maalesef greyfruttaki tüm C vitamininden tam olarak faydalanamıyoruz. Fakat Lida içeriğinde lif yapısı da içerdiğinden aslında C vitamininin bağırsakta emilimini arttırabiliyor. Çünkü, doğrarken olan kayıplar, doğranmış olarak bekletilirken olan kayıplar ve metabolizmamızda barsak tümenlerinden emilirken uğradığı kayıplar sonucu, biz bu doksan beş miligramlık C vitamininin, aşağı yukarı yüzde ellisini göz göre göre kaybetmiş oluyoruz.
Kayıplardan sonra, arta kalan C vitamini miktarı kırk beş elli miligramdır ki, bu da metabolizmanın tüm C vitamini ihtiyacını karşılamaya yetmez. Siz de bir buçuk adet greyfrut tüketirsiniz, böylece günlük C vitamini ihtiyacınızı karşılamış olursunuz. Gerçi, yiyeceğiniz diğer besinlerle de alacağınız C vitaminini göz ardı etmemek gerekir.
25 Aralık 2009 Cuma
LW6090 Kimler Kullanamaz?
Merhaba sitemiz sakinleri sizlere lw6090'ı kimlerin kullanamayacağını yazmak istedik bilginize sunuyoruz:
LW6090 Kimler Kullanamaz?
18 yaşın altındaki kişiler, hamile ve emziren kadınlar kullanmamalıdır. Ürün hızlı yağ yakıcı olup enerji açığa çıkartır. Az uyutmasına rağmen dinçlik verir ve kolay uyanmanızı sağlar. Susatıp ağız kuruluğu yaptıkça bol su içilmelidir. Tok tutucu özelliği vardır. Yemek yemeğe zorlanılmamalıdır, mide bulantısı yapabilir. Hızlı kalp atışı, baş dönmesi, şiddetli baş ağrısı, nefes darlığı ve benzeri belirtiler doz aşımı belirtileridir. Böyle durumlarda ürünü kullanmaya 2 gün ara veriniz ve 3. günden itibaren dozu 1 e düşürerek sabah 1 akşam 1 alarak devam ediniz. Beklenmeyen bir etki gördüğünüzde ürünü kullanmayı derhal kesiniz ve doktorunuza başvurunuz.
LW6090 Kimler Kullanamaz?
18 yaşın altındaki kişiler, hamile ve emziren kadınlar kullanmamalıdır. Ürün hızlı yağ yakıcı olup enerji açığa çıkartır. Az uyutmasına rağmen dinçlik verir ve kolay uyanmanızı sağlar. Susatıp ağız kuruluğu yaptıkça bol su içilmelidir. Tok tutucu özelliği vardır. Yemek yemeğe zorlanılmamalıdır, mide bulantısı yapabilir. Hızlı kalp atışı, baş dönmesi, şiddetli baş ağrısı, nefes darlığı ve benzeri belirtiler doz aşımı belirtileridir. Böyle durumlarda ürünü kullanmaya 2 gün ara veriniz ve 3. günden itibaren dozu 1 e düşürerek sabah 1 akşam 1 alarak devam ediniz. Beklenmeyen bir etki gördüğünüzde ürünü kullanmayı derhal kesiniz ve doktorunuza başvurunuz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)